SağlıksaL  

Sağlıksal öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   SağlıksaL > Genel Sağlık > Aile Sağlığı

Aile Sağlığı Aile Sağlığı Hakkında Bilgiler

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-12-2008, 09:59 AM   #1 (permalink)
Administrator
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 5.834
Standart Feminizmin Evlilik Üzerindeki Etkileri

Evliliğin gerçekleşmesi suyun oluşumuna benzer. Nasıl ki suyun oluşabilmesi için hidrojenle oksijenin nasıl birbirlerini tamamlaması ve molekül olması gerekirse evlilik içinde kadın ile erkek bazı özgürlüklerinden fedakarlık yaparak yeni bir özgürlük modeliyle hareket etmeleri gerekir.
Bir insan 'hem özgür olup istediğim gibi yaşayacağım hem de evli olacağım' diyemez bu şekilde bir evlilik mümkün değildir. Kadınların yüzyıllar sonra toplumsal statü olarak ön plana geçmeleri erkekleri rahatsız etmiş ve onların evliliğe soğuk bakmalarına sebep olmuştur. Asırların verdiği tecrübeyle erkeğin evliliğe bakışıyla kadınınki incelenmeli ve yeniden değerlendirmelidir.

Feminizm kadını erkek gibi olmaya iterken kadının cinsel kimliğine zarar vermektedir. Kadın kadınlık özelliklerini ve farklılıklarını güçlendirdiği zaman kadındır. Psikolojik olarak iki cins birbirinden üstün değil farklıdır. Bu farklılık hukuki değer açısından da önemlidir. Kadın duygusal özellikler estetik ve koruma içgüdüsü bakımından ileriyken erkek dış ortamla savaşma avcı özellikleri itibariyle öndedir; böylece taraflar birbirlerini tamamlar. Kişilerin baskın olan bu yönlerini törpülemek evliliğe zarar verir. Kadının ev hanımlığı rolü küçümsendiği zaman bu rolden uzaklaşır. Halbuki ev hanımlığı ağır bir işçilik zor bir hizmettir. Üretiminin meyveleri ancak seneler sonra iyi çocuk yetiştirme şeklinde kendini gösterir. Fakat yaptığı işin sonuçları hemen görülmediği için karşılıksız gibi düşünülür. Erkeğin işinin neticeleri ise maaş ücret ya da kâr gibi somut bir şekilde geri döndüğünden önemsenir ve göze çarpar.

Bu konuyu inançlı insanlarda çözmek daha kolaydır. Meselâ Yaratıcı insanı yaratırken kadınla erkeği eşdeğer mi yoksa farklı mı yarattı? Bu iyi bilinmelidir. Yaratıcı katında değer sıralaması neye göredir? Kadın mı öncedir erkek mi? Zenciler mi beyazlar mı? Fakirler mi zenginler mi? Yaratıcı ile olan ilişkide insanın kıymeti zengin fakir beyaz siyah ya da kadın erkek oluşu değildir. Burada ölçü kişinin Yaratıcı ile doğru ve yakın ilişki kurup kurmamasıyla -dini terminolojiyle- takvasıyla ilgilidir; takvası yüksek olan Yaratıcı katında daha değerlidir. Yâni kadın ya da erkek Yaratıcı açısından eşdeğerdir. Her iki cinsin de birbirlerine karşı artıları ve eksileri vardır. Birbirlerini tamamlamak için yaratılmışlardır.

Eğer bu düşünceyle hareket edilirse çiftler 'özgürleşme' adına evliliklerini kurban etmemiş olurlar. Yoksa cinslerden birinin izole edildiği bir dünyada mutlu olmak mümkün değildir. Başka bir deyişle tek başına yaşayan bir kadının ya da erkeğin dünyası mutlu bir dünya değildir.

Bety Freadman'ın dediği gibi; ' bir adamla ya da kadınla güzel ve sadakate dayalı bir ilişki ancak birbirini tamamlama ve birbiriyle varolma bilinciyle yaşanabilir. ' Feminizmi insanlığa kazandırdığı bazı değerleri koruyarak ama kaybettirdiklerini de bilerek; ve buna geçmişteki kültür ve inanç birikimimizi de katarak yeniden tanımladığımız zaman kadın - erkek mutluluğunu ve evlilik kavramını oturması gereken mecraya yerleştirmek mümkündür.

1960' da kadınları erkeklere karşı silahlanmaya çağıran bir kitabın sahibi olan Amerikalı feminist yazar Bety Freadman şu anda Manhattan'da tek başına yaşamaktadır. Yetmişinci yaşından sonra söylediği şu cümle ne kadar anlamlıdır:

'Bir erkekle güven ve sadakate dayalı bir ilişki içinde olmak beni ne kadar mutlu ederdi.'

'Dünya Kadınlar Günü' nün Kadınlara ve Evliliğe Getirileri

'Dünya Kadınlar Günü' gibi ayrımlar yapmak aslında feministlerin bencilliğini göstermektedir. Bunun arkasında 'kadınlar insanlıkta ikinci sınıf olarak algılanıyor' ön kabulü vardır. Kendine güveni olan kendini rahatlıkla ifade eden ve hakkını arayabilen kadının böyle günlere ihtiyacı yoktur. Ama 'Dünya Kadınlar Günü' şu şekilde de yorumlanabilir: Erkeklerin kadınları ikinci sınıf görme eğilimine karşı bir varoluş sembolü. Bu görüş sosyokültürel bir durumdur.

'Kadınlar erkeklerin arkasındadır ' şeklinde geleneksel bir eğilim vardır. Üstelik bu sadece Doğu kültüründe değil Batı kültüründe de böyledir; hatta Batı dünyasında daha da yoğundur. Orada asırlarca 'kadın insan mıdır değil midir?' tartışması yaşanmıştır. Kadının fert olduğunu yasalar dahi kabul etmezdi. Önceki yüzyıllarda fiziksel güç önemli olduğu için dünya konjonktürü erkeğin egemen olmasını gerektiriyordu. Fakat çağımızda zihinsel güç ön plana çıkınca bu güce ihtiyaç kalmadı. Zihinsel gücün önemi kavranınca çıkınca kadın ve erkek arasındaki farklılıklar en aza indi.

Şartlar böyle gelişince kadın - erkek eşitliği yerine kadın - erkek farklılığı içinde güçlü işbirliği kurmaya öncelik verilmelidir. Bu tespit çerçevesinde iki cinsin farklılıklarının reddedildiği anlaşılmamalıdır. 'Erkek erkekliğini kadın kadınlığını değiştirsin ve dünya uni-sexe doğru gitsin' düşüncesi yanlıştır. Her iki cins de farklılıklarını koruyarak güçlü işbirliği esasına dayanan ilişkiler geliştirmelidir. Demokrasi ve çoğulculukta önemli olan da budur. Herkes kendi kültürel kimliğini korur ama iletişim yoğunlaşır.

Meselâ evren çoğulculuk üzerine kurulmuş tek tip yaratılmamıştır; binlerce çiçek kuş ya da böcek türüyle var edilmiştir. Bu çeşitliliğin amacı başta insanlar arasındaki iletişimi sağlamaktır. Canlıların birbirleriyle kaynaşmaları münasebet kurmaları ve bir takım güzellikleri ortaya çıkarmalarıdır. Bu sebeple tek tip kadın ya da erkek düşüncesi evrendeki bütünlüğe uymaz. Bu bilinmeli ve çeşitliliğe alışılmalıdır. Tarafların haksızlığa uğramadığı zihinsel başarısı üstün olanın önde ve ileride konumlandığı kendini gerçekleştiren ve yaptıklarıyla değerini ortaya koyan kişinin cinsiyetinden dolayı ayrımcılık görmediği bir dünya oluşturulmalıdır. Cinsiyeti sebebiyle bir insanın başarısı ertelenmemelidir.

Meselâ erkek egemen meslekler vardır ki burada cinsiyetinden dolayı kadınlara ayrımcılık yapılır; onlar farkında olmadan dışlanır. Kadınlar günü belki bunların önlenmesi amacıyla düşünülebilir; ya da bu tip tartışmaları başlatmak bazı tabu ve dogmaları sorgulamak için konuşulabilir. Ama 'Dünya Kadınlar Günü' feministlerin günü olmamalıdır. Feminizm kadın - erkek ilişkisini savaş haline dönüştürmüştür. O açıdan bakıldığında kadın - erkek ilişkisi zarar görmekte ve bir güç çatışması haline getirilmektedir.

Halbuki evlilikte üç aşama vardır. Birincisi; romantik duygularla beslenen başlangıç aşaması. İkincisi; güç mücadelesinin olduğu dönem ki bu dönemde iki taraf da birbirini tanıyacak ve akıllı çözümler üretecektir. Sonra da bağlılık dönemi. İnsanları dünyada sadakate dayalı kadın - erkek birlikteliğinden daha çok mutlu eden hiçbir şey yoktur.

Feminist akımlardan sonra Amerika'daki boşanmalar %50'yi geçmiş evlilik dışı doğumlar olağanüstü derecede artmıştır. Evli olanlar da çocukları ve sevgilileriyle birlikte yaşamaya başlamıştır! Hayatlarını 'biz evlendik ama birbirimizi mutlu edemedik. Çocuklarımızın geleceği için bu tarzda da olsa birlikte olalım' anlayışıyla sürdürmektedirler. Yâni ortada iki yabancının otel gibi kullandıkları bir ev vardır. Anne ve baba bu şartlar altında aynı evde bir arada bulunmakla çocukların psikolojik ihtiyaçlarını ne derece karşılayabilirler? Bu da düşünülmesi gereken konulardandır.

Amerika'da şu anda yaşanan bu evlilik tipinin sorumlularından ilki cinsel özgürlüğü yanlış anlamış kimselerdir. Mutlulukları paylaşmayı başaramamak insanların boşanma sebeplerinden biri haline gelmiştir. Yâni kadınla erkek evlenmeden önce çok güzel anlaştıkları halde evlenince sorumlulukları birbirlerine bırakıp güzellikler yerine olumsuzlukları paylaşmaktadırlar. Kadınlara eşiyle yaşadığı istenmeyen olaylar sorulduğunda 'evde eşimle yaşıyorum ama sorumluluk ve sıkıntı beni bezdiriyor. Ama sevgilimin yanında eğleniyor gülüyor buna olan ihtiyacımı gideriyorum' şeklinde cevaplar alınmaktadır.

Buradan çıkan sonuç şudur: İnsanlar birbirleriyle sadece menfilikleri ve hayat yüklerini paylaşmamalıdır. Evlilikte mutluluk da eğlence de olmalıdır. Eğer bu başarılabilirse eşler başkalarına ilgi duymayacaktır. Aile terapilerinde çiftlere eşleriyle birlikte yapmaktan hoşlandıkları şeyleri yazmalarını istiyoruz. Kimi yağmur yağarken yürümeyi kimi beraber spor yapmayı arzu ettiğini söylüyor. Çiftlere beraberken yapmaktan zevk aldıkları şeyleri artırmaları gerektiğini öneriyoruz. Evlilikte fırtınalı dönemler yaşandığında eşler bu tavsiyelere uymakta güçlük çekiyorlarsa profesyonel yardım da alabilirler. Fırtınalar ancak müspet özellikler pekiştirildiği zaman aşılır.

Evlilik kadın ile erkeğin 'ben güçlüyüm' çatışmasının yaşandığı bir savaşa dönüşürse taşıması gereken duygusallıktan uzaklaşır. Feministler 'güç ve kontrol ben de' der. Erkek de - eğer maço özellikler varsa - 'kadın ikinci sınıftır' ön kabulüyle hareket eder. Böyle davranan erkek 'benim eşim sürekli kendini ispata çalışıyor. Halbuki kadın erkeğin arkasında olmalı o bunun farkında değil' diye düşünür. Bu zihinsel şartlanmaya sahip olan erkek 'zavallı ' kabul edilmelidir.

Geleneksel yapımız içinde kadın 'çocuklara ve eve bakacak biri' olarak görülmektedir. Hatta bazı erkekler 'kadınların aşağı olduklarına inanmalı' diye düşünürler. 'Oğlum olmasını istemeseydim evlenmezdim' diyen erkekler bile vardır. Bu yüzden evlenilen kadın kendini değersiz hisseder. Meselâ erkeklerden çok daha zeki ve üretken kadınlar vardır. Bu durumda kocası 'eşim kendini bana ispata çalışıyor benim istediğimin tersine hareket ediyor' diyorsa ailevî kültürel veya psikolojik kaynaklı önyargılara sahip demektir. Problemler önyargıların arkasındaki duygular aranıp bulunarak çözülür.

Böyle düşünen kimselerin hayattan alacakları tadın yarısını ellerinin tersiyle ittiklerini düşünebiliriz. Kadını yarım bir varlık gibi düşünen erkek aslında kendine kötülük yapmakta onunla duygusal bağlar kuramamaktadır. Bir kadınla beraber olmada iki türlü sevgi vardır: Biri erotik sevgi yâni onun bedenini sevmektir; diğeri ise dostluktur. Dostluk ona eşlik etmenin onunla beraber olmanın sevgisidir. Bu iki sevgi birbirine karıştırılmamalıdır. Meselâ Freud bütün sevgileri 'erotik sevgi' kapsamına alarak beraber olmanın sevgisine cinsel anlam yüklemiştir. Odipus kompleksini yanlış yorumlamıştır. Böyle olunca bir çocuğun annesine olan sevgisine de 'erotik sevgi' demiştir. Halbuki anne ile erotik sevgi yaşanmaz. Çocuk anne ile birbirine eşlik etmenin sevgisini yaşar. Bu yüzden iyi âşıkların annesini iyi seven erkekler olduğu da söylenir. Annesini seven erkekler hem iyi âşık olabilirler hem de evlendikten sonra annelerini uzaktan sevmeyi başarırlar.

Kadınla hayat arkadaşı olmanın ona eşlik etmenin verdiği zevk ve sevgiyi tatmak onun vücudunu sevmenin yâni cinsel heyecanın çok ötesindedir. Erkek o tadı kadını ikinci sınıf görerek kaçırmaktadır. Yüce Yaratıcı kadınla erkeği farklı yaratmış olsa da hiçbirine üstünlük vermemiş 'kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa' dememiş insanları - öldükten sonra - takva derecelerine göre sınıflandırmış sadece kendisine yakın olanları üstün tutmuştur. Eğer erkek bütün evreni yaratan Gücün yapmadığı bir cinsiyet ayrımcılığı yapıyorsa evrendeki yasalara uymuyor demektir. Bu yüzden davranışı gerçekçi değil gelenekseldir; dinden de kaynaklanmaz. Evlilikte pek çok sorun farklı oluşu fark etmeme ve farklılıkları savaş sebebi sayma eğiliminden oluşmaktadır.
Sagliksal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Feminizmin Evlilik Üzerindeki Etkileri

Feminizmin Evlilik Üzerindeki Etkileri konusu, Aile Sağlığı forumunda tartışılıyor.



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Evlilik ve kişilik Sagliksal Aile Sağlığı 0 09-11-2008 06:29 PM
Lazer Epilasyonun Dezavantaj ve Yan Etkileri Sagliksal Epilasyon 0 09-11-2008 11:54 AM
Lazer epilasyonun yan etkileri varmıdır ? Sagliksal Epilasyon 0 09-11-2008 11:44 AM
sabunun saclar üzerindeki etkisi Sagliksal Saçlar 0 09-10-2008 03:50 PM
Sabunun saçlar üzerindeki etkisi Sagliksal Saçlar 0 09-10-2008 03:14 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:31 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580
[Gizlilik Bildirimi]
iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması