Hayat zalim olduğunda
hala gülümseyebiliyorsan inadına arkandayım.
Belki gülümsemen mutluluk öpücüğü olur bir başkasına.
Hayatın yolları elbette ki engebeli
elbette çakıl taş ve bir yığın diken var bu yolda. Her ne kadar yalın da olsa ayakların unutma nasır tutar bir gün.
Ve sonra yüzündeki o acı bir gülümseme olur.
İnandığında bir kez hayatın renkli kanadına anlamsızlaştırmak adına hayatı hiçbir şey gösteremez sana karanlığın dehşetini.
Bilirsin ki o karanlığı senin yüreğindeki sevgi ışığı gün gibi aşikar kılacaktır.
“Zalim dünya” demek yerine “Her şeye rağmen yaşamaya değer dünya” demeyi öğreneceksin.
Olduğu gibi kabullenmeye başladığında çevrendekileri
mutluluk bilmecesinin sırlarına erişeceksin.
Kalbi kırık bir martı olmak yerine kırık kalplere ilham ettiği sevgiyle iyileştiren bir rüzgar olacaksın.

İnan bana hayatta her şey neye nasıl baktığına bağlı.
Gerçeklerin acı yönünü kabullenip onlarla yaşamaya alıştığında taşlaşmış duyguların kök salacak yüreğine.
O taşlaşmışlık köreltmek yerine kalbini ona hayat veren kan damlacığı olacak beklide.
Her şeye rağmen hayat denen bu çetrefilli zaman yolunda ipler hep senin elinde olmalı.
Biliyorsun ki insanlar mücadele ettiğin fırtınalarla değil gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.
Üzüntü diye bir şey yok bu ummanda sevmek sevilmek ve hatta sana bakan gözlere mutluluk ilham etmek var her ne pahasına olursa olsun...
Bir nilüfer olmak gerek; kök saldığı bataklığın aksine güzellik saçan bir çiçek. Kardelen olmalı;
tüm zorluklara rağmen inadına açmalı
karda kışta…

Gülün dikenine darılıp da güzelliğinden ilham almayı unutmamalı.
Sen her mevsim ayakta kalan çam olmalısın.
Umut olmalısın yitiklere kutup yıldızı olmalısın yolunu kaybetmişlere.
Bir sevda Türküsü söylemelisin özlemini seninle giderecek sevda üveyiklerine.