Sanırım kafayı yedim.
Hacer hanım kahve servisi yapmasa kendime gelemeyecektim.
Yani insan bu kadar uzaklaşır mı konudan. Yani biri bana soru sorsa ağzımdan ne çıkacak.
Neden ben bu kadının bu kadar hoş olduğunu fark etmemişim. Gerçi toplantıya ilk defa katılıyor ama karşılaşmıştık birkaç kez koridorda.
Patronun bir kadın olması garip bir şey.
Kadın işte.
Bunu aşağılamak için söylemiyorum ama ne bileyim.
Yani bir gece önce onunla buluşup bir yerlerde içsek ardından-mesela-onun evine gitsek. Kocaman ve yumuşak yatağında kırmızı nevresimlerin üzerinde sevişsek. O güzel yüzü zevkten inlerken…

Ersin bey ! Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

-Nevresimler?

(Ya ben ne dedim. Kadın bana soru sordu ve ben-Nevresimler-dedim.)

-Pardon Ersin beynevresimin bu klipte işi ne. Olay biraz farklı. Rock müzik konseptinde nevresim biraz romantik kaçmaz mı?

(Toparlanmalıyım.)

-Ben nevresimleri öyle sallandıralım demek istemedim.Yani çok alakasız bir yerden başlayabiliriz diye düşündüm.

(Yuh bana. Bu mu aklıma gelen. Rezil olduk)

-Açar mısınız?

-Ya siz?

-Pardon?

(Olamaz. Bunu ben mi dedim? )

-Yani siz bir rock klipte nevresim romantizmi simgeler. Şarkının sözlerine bakarsak (nerede bu kağıtlar. Hah) Çıkarın beni buradan/Kurtulmam gerek bu duvardan/-diye başlıyor. Yani bu bir yatakta başlayabilir. Adam uyuyor olamaz mı?

Benden nefret eden Birol laf atmasa olmazdı.

-Adamlar 4 kişi. Yatakta dördü de mi olmalı.

(Hayır bir de sen olmalısın demek vardı ya neyse)

-Hayır tabii. Solist yatsın falan. Ayrıca burada bir beyin fırtınası yaratmaya çalışıyoruz. Birbirimiz çürütmek anlamsız Birol Bey.

(Oh durum kurtuldu. Biri başka laf atsa. Ne kadar güzel dudak kıvrımları var. Tam köşesinden öpmek gerek. Yahu ben manyak mıyım. Meslek hayatımda ilk oluyor bu. Kadın iş bekliyor bense onunla yatmayı planlıyorum.)

-Diyelim ki yatakta nevresimlerin arasında başladı klip. Ya sonra ne göreceğiz.

-Dudak.

(Yuh. Yuh. Yuh. Ben ne yapıyorum kendime)

-Dudak?

-Evet.Şarkı yakın plan bir kadın dudağından başlasın. Ses solistin olsun ama bir kadın söylesin mesela.

-Yatağa hapis gibi yani.

-Tabii.

(Ne kadar ince bir beli var. Yüz üstü duruşunu tahmin bile edemiyorum. Saçları öne doğru düşmüş olsa.Tek elini duvara dayamış olsa. Ben de…)

-Adam nerede olacak?

-Arkasında…(Neee) Arkasında duvarda olacak. Oradan çıksın. Duvarı kırıp.

(Benden başkası yok mu toplantıda ya. Aklımdan atmalıyım. Bu ne saplantı.)

-Duvar kadına mı yıkılacak.

(Aferin dalama Birol. Sana da bu yakışır)

-Hayır. Kırıntısına bakmayacağız. Klip bu. Deprem olmuyor.)

Sessizlik.

(Sımsıkı kapalı gözleri ve bana sarılmış o incecik bedeniyle ne kadar masum görünüyor)

-Peki sonra?

-O incecik bedeni ile. (Olamaz. Bittim ben)

-Kim?

-Yataktaki kız. İnce olmalı. Bir şey olmamış gibi yataktan kalkıp duvarı kırıp içeride müzik yapan ekibin önünden geçip duşa gitmeli. (Nasıl da güzel bakıyor) Bir bakış atmalı geçerken belirsizce. Sonra bornozla salona gelmeli. Sözler uyuyor aslında. Üzerime geliyor/Sanki bütün insanlar/Yalnız kalmalıyım/Açılsın bütün kapılar… Yani ille de dört adamın hikayesi olmayabilir. Hem şarkı berbat bari kız kurtarsın. Dekolte ve hoş bir kadın. Alımlı ve seksiçekicibaktığı zaman iç eritecek biri…

-Aslında olabilir. Kim olabilir?

-Siz (sakın es verme) kimi önerirsiniz. (Umarım anlaşılmamıştır)

-Bilmem. Bu gün farklı fikirler sizden çıkıyor.

-Kataloglara bakmalıyız. Hemen karar vermeyelim. (Ter içindeyim.)

(Ah sen patronum olmayacaktın ki. Sana doğru bakmamalıyım. Dikip gözlerimi bakarsam ki bu bu gün nedense elimde değilrezil olurum. Herkes dalga geçer benimle. Kalbim feci çarpıyor. İzin alıp toplantıyı da terk edemem ya.

-Neyse. Herkes bir saat sonra bu konuda plan yapmış olarak gelsin. Toplanalım.

(Kurtuldum. Bitti. Toparlarım bir saate kadar.)

BİR SAAT ÇABUK GEÇER

-Evet. Yeni bir fikri olan var mı? Siz ne düşündünüz Ersi bey?

-Kalçalar…

(Yandım ben)