Dert
Endişe
Pasaklılık
Riyakârlık
Eskiyi hatırlama
Yoğun duygusallık
Oyun kurma
Neticeye varmak isteme
Her şey zaten dertle başlar. Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermez tabii… Ama içimizdeki şeytan endişe vesvese ve kuruntularla bizi hiç rahat bırakmaz.

Pasaklıdır insan depresyonu boyunca temizle(n)meye üşenir.

Riyakârdır çoğu zaman herkese her zaman kendisine karşı.

Eskiyi hatırlar hep iyisini kötüsünü özler. Yersiz bir özlem asla elde edemeyeceği şeyler için tarif edilemez bir özlem duyar.. Oysaki bir saniye öncesine dönmenin imkânsız olduğunu bilir bu evrende. Hayat ‘an’ların bütününden oluşur. Her an bir önceki andan sonra yaratılır Allah tarafından. Herkes için başka herkesinkinin birbiriyle bağlantılı olduğu anlar. Zaman oluşur böylece. Zaman olmayan bir evrenden ruhlarımızın her ‘an’ yeniden yaratılmaya muhtaç resimlerden dünyaya baktığı bir anlar silsilesi.

Duyguları yoğun yaşar depresyon insanı. Özlem nasıl yoğunsa onun için üzüntüde aynı derecede ve sebepsizce yoğundur. Mesela Tom’un Jerry’yi yakalamaya çalışırken vurmak istediği tencereyle Jerry’nin kafasını acıtacağına bile üzülmek gibi.

Oyun kurar. Hayal dünyası genişse şanslıdır. Bu dünyadan kopar gider. Mutluluğun yollarını başka yerlerde arar. Her anını bir önceki andan sonra yaratmaya çalıştığı fakat beşer işi olduğu her halinden belli olan kırık dökük zaman kırıntıların peşinden koşar. Karın doyurmayan oyunlardan ibaret olur. Karın doyurmayan fakat açlığını biraz olsun bastıran onu dilenmekten kurtaran oyunlar oyuncuklar…

Neticeye ulaşmak için direnmek ve dilenmek gerekir. Kötü olan her şeye direnmek iyi olan her şeyden dilenmek. Buna ancak hayal kurarak ulaştığını düşünür neticeye ulaşmak istemez çünkü isteyemez… Geçip giden anların bir daha asla geri gelemeyeceğini aklına getirecek kadar beyni şeffaf değildir…

Aslında düşünülecek olursa kendi nefsimizin bize yaptığı şeytanlıklar olmasa dünyada yaşamak ne kadar kolay ve basit olurdu...