Türk Jinekoloji ve Obstetrik Prof. Dr. Bülent Tıraş 2. Başkan Doç. Dr. Ali Baloğlu Genel Sekreter Prof. Dr. İsmail Mete İtil ve Sayman Doç. Dr. Cansun Demir’in verdiği bilgiye göre kadın hastalıkları ve doğum alanındaki umut verici gelişmeler şöyle:
Kromozom bozukluğu bulunan erkeklerin mikroenjeksiyon yöntemiyle sahip oldukları bebekler:
Geçmişte çocuk sahibi olamayan 47 XXY kromozomu taşıyan erkekler artık testisten alınan spermlerle baba olabiliyor fakat bu kişilerin bebeklerinin sağlıklı olup olmayacağı tartışılıyordu. Kongrede bu konuda yaptığı çalışmayı anlatan İsrailli Profesör Rafael Ronel kromozom anomalisi bulunan 96 vakadan sadece birinde genetik anomalili bebek doğduğunu bildirdi.

Tıraş “Bu bize mikroenjeksiyon teknikleri ve tüp bebek yöntemlerinin bugün sağlıklı nesiller yarattığını göstermektedir” dedi.

Kromozom bozukluğu bulunan erkeklerin spermleri dondurulabilir mi?
Kongrede bir başka çalışmasını anlatan Profesör Ronel “Klinefeltel” sendromlu (kromozom bozukluğu bulunan) erkek çocuklarında 10-12 yaşına kadar sperm olabildiğini fakat bu çocukların ergenlik sonrasında hızla fazla kromozom sebebiyle spermlerini kaybettiklerini bildirdi.

Kongrede bilim adamlarınca “Bu çocuklarda hastalığın erken dönemde tanınıp spermlerinin testis biyopsisiyle alınıp dondurulabileceği evlendiklerinde de bunların kullanılabileceği” yönünde görüşler ortaya atıldı.

Tıraş AB Sağlık İşleri’nce Türkiye dahil bazı Avrupa ülkelerinde sperm sayılarında ciddi düşüşler yaşandığı açıklamasından yola çıkılırsa bu uygulamanın kapsamının genişletilebileceğini söyledi.

Bülent Tıraş “Yani ileriki yaşlarda spermlerini kaybetme riski altında bulunan çocuklar çocukluk ya da ergenlik dönemlerinde taranıpspermleri alınabilir bunlar dondurulup saklanabilir. Böylece bu kişilerin de çocuk sahibi olabilmeleri mümkün olabilir. Dünyada bu yola doğru bir gidiş gözleniyor” diye konuştu.

Yoğun ilaç tedavisi gerektirmeyen tüp bebek yöntemi:
Çok yoğun ilaç kullanılmadan yumurtaların doğrudan toplanarak laboratuvar ortamında olgunlaştırılması ve oluşturulan embriyonun anneye verilmesi yöntemi olan “IVM” kısırlık problemi yaşayan “polikistik over” sendromu olan kadınlar için ümit verici olabilir.

Tıraş “polikistik over” sendromu olan kadınların çok sayıda yumurtası bulunduğu için ayrıca bir ilaç kullanılmasına gerek olmadığını kaydederek “Henüz klasik tüp bebek yöntemleri kadar başarılı olmadığı için bu teknik her derde deva değil. Ama bu hastalarda başvurulabilir” dedi.

Bebek bekleyen annelere yapılan testler:
Anne karnında bebeğin sağlıklı olup olmadığının tespiti için yapılan amniyosentez (su kesesinden sıvı alınarak yapılan test) ya daCVS (plesantadan hücre alınma işlemi) gibi girişimsel testler yüzde 2-3 oranında gebelik kaybına yol açabiliyor.

Bu nedenle bu yöntemlerin terk edilerek bebeğe zarar vermeyecek testlerin geliştirilmesi üzerinde çalışılıyor.

Anne adayının rahim ağzı hücreleri alınarak yapılan testte fırçayla toplanan plesantadan dökülen hücreler yardımıyla bebekte biranomali olup olmadığı belirlenebiliyor.

Diğer yöntemle de santrifüjle elde edilen anne kanına karışan bebeğin hücreleri çoğaltılarak analiz edilebiliyor.

Mevcut testler kadar rutine girmeyen bu yöntemlerin yaygınlaşması için en az 5 yıla ihtiyaç var.

İdrar kaçırma ve rahim sarkması:
Kongrede kadınlarda idrar kaçırma ve rahim sarkmasıyla ilgili yenilikler de ele alındı.

Ülkede kadınlarda yüzde 17 oranında görülen ve menopozdan sonra görülme oranı daha da artan idrar kaçırma yaşam kalitesini ileri derecede bozarken kadının sosyal ve cinsel hayatını da olumsuz etkiliyor.

Bu sorunun tedavisinde uygulanan yeni yöntemle vücudun diğer yerleri için kullanılan sentetik yamalar doku zayıflığı olan idrarla ilgili destek gerektiren yerlere de monte edilebiliyor.

Prof. Dr. İtil ağır bir şey kaldırma öksürme ya da hapşırma gibi durumlardaki idrar kaçırmalarında ameliyat gerektiğini belirterek yeni cerrahi yöntemlerin vajinal yoldan yapılabildiğini kısa sürdüğünü ve eski yöntemlere göre daha etkin olduğunu söyledi.

İdrarını tutamama şikayetinin ise ilaçla tedavi edilebildiğini bildiren İtil bir yıl içinde Türkiye’ye gelmesi beklenen ilaçların daha az yan etki ve daha fazla etkinliğe sahip olduğunu belirtti. İtil botoksla yapılan tedavide mesanenin kasılma özelliğini tamamen yitirmesi riskinin ortaya çıkabileceğini belirtti