Duyguların ve sevginin taşınamaz olduğu zamanlar vardır. Ne bir müzik ne bir film ne de bir çiçek görmek istemediğiniz. Küskünlükten öfkeden değil de sadece yüreğinizin kaldırmadığından.
Hırpalanmış yorgun yüreğiniz nadasa bırakılmıştır.

Geceleri yıldızlar sizi duyguların seline kapılmaya sevk etmediği gibi ışık ışık duran birçok dolunayın içinize işlemediği ayları geçirirsiniz. Uykusuz gecelerin gözyaşından ıslanan romantik anları yoktur. Sadece uykusuzsunuzdur.
Rüyalarınızın sıcaklığında uyanmadığınız sabahların sayısı arttıkça sabahlara ümitsiz kalkan bedeniniz gün başlamadan yorgundur.

İşe giderken köşedeki kediyi farkedemezsiniz. Yanınızdan geçen cin gözlü çingene çocuğu da. Yaşlı bir kadının sabah gezisindeki çoşkuyu heyecanı ve köpeğiyle dostluğuda sesizce uzaklaşır yanınızdan.

Kahvenin kokusunu es geçersiniz. Simitçinin tezgahına baksanız bile gözünüzün önünde sıcacık demli bir çay simit ve peynir canlanmaz.

Evet! En kötüsü de kitapçıya girdiğinizde alacak bir şey bulamamanız evdeki masanın üzerindeki kitabı uzun zamandır okuyamıyor olmanızdır.

Bugün yılların dostu psikologumla sohbet ediyorduk. Sohbetimizin sonunda müzik açtı. Üzgün bir ses tonuyla ben artık müzik dinleyemiyorum dedim. İstemiyorum. Onlarca CD öyle duruyor ellemiyorum dedim. Sessizliği dinliyorsundur dedi!! Doğru.

Hiç bu kadar yalın yaşamamıştım. Sessizliği dinlediğimi evrene baktığımı nefes almayı yaşadığımı düşünmemiştim.
''Sadece olmanın'' hissetmemek demek olmadığını da. Aslında bütün bu yaşananların da kendine has bir duygusu olduğunun farkına vardım.

Genelde hep aynı şikayeti duyarız. Son zamanlarda kitap okuyamıyorum. (Bütün günü TV başında geçirip kitap okumaya vaktim yok kesimini kasdetmemekteyim tabii ki Öylece nefes almak yürümek günün geldiği gibi yaşamak ve bazen hiçbir şey yapmamak keyifli olabiliyor. Eyvah depresyondayım hiçbir şey yapamıyorum telaşından çıktıktan sonra tabii.

Deneyin. Yapmamayı istememeyi kabul edin. Hiçbir şey yapmaya bir şey olmaya çalışmayın. 'Başkaları ne der? Beğenilir miyim? Beğenilmez miyim? Hakkımda ne düşünürler?'i denize atıp arkanızı dönün. Ruhunuzu nadasa bıraktığınızda bedeninizinde ne kadar dinlendiğini bununla mücadele etmeyi unuttuğunuzda hissedeceksiniz