Erken yaşta evliliklerde hemen bebek sahibi olamamanın kısırlık olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mülazım Yıldırım “Kısırlık konusunda evli çiftleri 20 yaşından önce 20-35 yaş arası ve 35 yaştan yukarı olmak üzere üç ayrı kategoride incelemek gerekir. Erken yaşta evliliklerde hemen bebek beklenmemeli sorun 35 yaş üstünde ortaya çıkmışsa kısırlık tedavisi için hiç zaman kaybedilmemeli” dedi.

Prof. Dr. Yıldırım Türkiye’de özellikle de kırsal kesimde evliliklerin çok erken yaşta olduğunu belirtti. Kadının doğurma özelliğini belli bir yaşa geldiğinde tam olarak kazandığını ifade eden Prof. Dr. Yıldırım şöyle devam etti:
“Kısırlık konusunda evli çiftleri 20 yaşından önce 20-35 yaş arası ve 35 yaştan yukarı olmak üzere üç ayrı kategoride incelemek gerekir. Erken yaşta evliliklerde hemen bebek beklenmemeli. Bebek olmadı diye de doktor doktor dolaşmanın anlamı yok. Çünkü bir genç kızın doğurma özelliğini tam olarak kazanması yaklaşık 19 yaşında tamamlanıyor. Bu yaş grubunda gebelikler sadece yüzde 5 oranında gerçekleşir. O nedenle erken evlenenler sabırla 19 yaşını beklemeli 19 yaştan sonra bir yıl içinde gebelik olmazsa doktora başvurmalıdır.”

Prof. Dr. Yıldırım 20-35 yaş arası grupta çiftlerin evlendikten sonra bir yıl içinde kendi arzularına rağmen bebekleri olmamışsa bu durumda kısırlık söz konusu olabileceğini bu yaş grubunda olan aileler arasında kısırlığın yaklaşık yüzde 10-15 arasında görüldüğünü belirtti.

Prof. Dr. Yıldırım 35 yaş üstü olan grupta ise çocuk olmadığı takdirde bir yıl beklenilmeden ve hiç zaman kaybetmeden kısırlığın nedenini araştırmak gerektiğini ifade ederek “Bu grupta bekleme süresi 3-5 ay olabilir. Çünkü bu dönemde özellikle de yumurtaların kalitesinde bir düşme olacağından vakit kaybedilmeden tetkikler yapılmalı ve tedaviye geçilmelidir” dedi.

KISIRLIK TEDAVİSİ
Prof. Dr. Mülazım Yıldırım kısırlığın nedeninin hem erkekte hem de kadında araştırılması gerektiğini belirtti. Tedavi sırasında temel tanı yöntemlerinin eksiksiz uygulanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tetkik yapılırken bir yerde bir sorun bulunduğunda araştırma kesilmemeli. Çünkü bir başka yerde bir başka sorun daha olabilir. Çiftlerde kısırlık konusunda 4 temel araştırma şarttır. Erkekte sperm sayılması kadında ilişki testi yumurtlama testleri ve kanalların açık olup olmadığı tespit edilmelidir.”

Prof. Dr. Yıldırım kısırlığın tam tanısı konulmadan tedaviye başlanmaması sadece muayene edilerek tedavi düzenlenmesinin hastaya bir şey kazandırmayacağını bunun sadece zaman kaybı ve gereksiz masrafa neden olacağını belirtti.

“KADINLAR SUÇLANMAMALI”
Prof. Dr. Yıldırım bebeği kadın dünyaya getirdiği için kısırlık konusunda hep kadınların sorumlu tutulduğunu belirtti. Kadına yönelik bu tür suçlamaların doğru olmadığını ve kadınların bu suçlamaların hiçbirini hak etmediğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım şöyle konuştu:
“Kısırlık sorunuyla ilgili olarak hep kadın suçlanmıştır. Hatta daha ileri gidilerek çocuğu olmayan kadın horlanmış uğursuz sayılmış kuruyan nehir ve yeşermeyen ağaç olarak nitelendirilmiştir. Çocuğu olmayan kadına yönelik bu tip suçlamalar doğru değildir. Çünkü kısırlık erkekten de kaynaklanabilir. Tıptaki gelişmelere paralel olarak kısırlıkta pek çok sorunun nedeni bulunmuştur. Evli çiftlerde çocuk olmadığı zaman bunun sorumlusu kadın veya erkek olabilir. Hatta yüzde 40 oranında çiftlerin her ikisinde de bir sorun olmaktadır.”