Günümüzde farklı nedenlerle denizlerde görülen kirliliklerin önemli boyutlara ulaşması sadece denizlerde yaşayan canlılar için değil tüm canlılar için büyük tehlikeler oluşturuyor

Günümüzde farklı nedenlerle denizlerde görülen kirliliklerin önemli boyutlara ulaşması sadece denizlerde yaşayan canlılar için değil tüm canlılar için büyük tehlikeler oluşturuyor
Ağır metaller deniz ortamında iz halinde bulunmalarına karşılık organizmadaki doğal düzeyleri ve birikimleri farklı oluyor Çok düşük yoğunluklarda bile deniz organizmalarına ve dolayısıyla insanoğluna zehirleyici etki gösterebiliyor
Çünkü birçok ağır metal gerekli olsun veya olmasın canlı organizmalar için potansiyel birer toksik ajanlardır
Denizlerdeki ağır metal kirliliğinin artmasında meydana gelen kazaların katkıları büyüktür Endüstrileşme ve nüfus yoğunluğunun az olduğu bölgelerde bile kirlenme söz konusu olabiliyor
Ağır metal tanımı fiziksel özellik açısından yoğunluğu 5 g/cm3 ten daha yüksek olan metaller için kullanılıyor
Bu gruba kurşun kadmiyum krom demir kobalt bakır nikel cıva ve çinko başta olmak üzere bir çok metal dahildir
Bu elementler doğaları gereği yer kürede genellikle karbonat oksit silikat ve sülfürleri halinde veya silikatlar içerisinde bulunurlar Her ne kadar metallerin yoğunluk değeri üzerinden hareketle ekolojik sistem üzerindeki etkileri tanımlanmaya ve gruplandırılmaya çalışılıyorsa da gerçekte metallerin yoğunluk değerleri onların biyolojik etkilerini tanımlamaktan çok uzaktır
Örnek olarak yoğunluğu 365 g/cm3 olan Baryumun biyolojik sistemlere kadmiyum (865 g/cm3) ve kurşun (1134 g/cm3) dan çok farklı etkide bulunduğu kesindir
Sulara taşınan ağır metaller aşırı derecede seyrelirler ve kısmen karbonat sülfat sülfür olarak katı bileşik oluşturarak su tabanına çöker ve bu bölgede zenginleşirler
Sürekli ve kullanıma bağlı kirlenmenin yanı sıra kazalar sonucu da ağır metallerin çevreye yayınımı önemli miktarlara ulaşabilmektedir Bazı sistemlerde ağır metallerin etki mekanizması konsantrasyona bağlı olarak değişir
Bu tür organizmalarda metallerin konsantrasyonu dikkate alınmalıdır Ağır metaller canlı bünyelerde sadece konsantrasyonlarına bağlı olarak etki göstermezler etki canlı türüne ve metal iyonunun yapısına bağlıdır
Ağır metallerin insan metabolizmasında oluşturdukları etki ve etkin oldukları aşamaları ana sistemler açısından kısaca ele alırsak;
Kimyasal reaksiyonlara etki edenler
Fizyolojik ve taşınım sistemlerine etki edenler
Kanserojen ve mutojen olarak yapı taşlarına etki edenler Alerjen olarak etki edenler ve Spesifik etki edenler olarak sıralamak mümkündür
Dünyada ve yurdumuzda deniz suyu kirliliğinin izlenmesinde uydu verileri sıklıkla kullanılmaya başlanmış uzaktan algılanmış verilerin çevre kirliliğinin izlenmesi konusuna getirdiği global çözümler büyük bir ilgi görmüştür
Kurşun (Pb)
İnsan vücudu normal fonksiyonlarla günde 1-2 mg kadar kurşunu atabilme yeteneğine sahiptir
Yapılan araştırmalar günümüz insanı kemiklerinde atalarımızdakinin 500-1000 katı kadar fazla kurşun bulunduğunu göstermektedir
Kemiklerde biriken kurşun zamana bağlı olarak (yarılanma ömrü yaklaşık 20 yıl) çözünerek böbreklerde tahribata neden olur Kurşun nörotoksindir ve anormal beyin ve sinir sistemi fonksiyonlarına sebep olmaktadır
Kadmiyum
Günümüzde kadmiyum endüstriyel olarak nikel/kadmiyum pillerde korozyona karşı özellikle denizsel koşullara dayanımı nedeniyle gemi sanayinde çeliklerin kaplanmasında ve boya sanayinde alaşımlarda ve elektronik sanayinde kullanılır
Kadmiyum diğer ağır metallerle içinde suda çözünme özelliği en yüksek olan elementtir Bu nedenle doğada yayınım hızı yüksektir ve insan yaşamı için gerekli elementlerden değildir
Suda çözünebilir özelliğinden dolayı Cd2 halinde bitki ve deniz canlıları tarafından biyolojik sistemlere alınır ve akümüle olma özelliğine sahiptir
Kadmiyum vücutta lik gibi bir oranla çok iyi absorbe edilemiyor olsa bile bu diğer birçok metale kıyasla oldukça yüksek bir orandır
KROM
Krom metal alaşımlandırmada ve boyalarda sıkça kullanılmaktadır Düşük seviyelerde kroma maruz kalındığında deride iritasyon ve ülser meydana gelir Uzun süreli maruz kalındığında böbreklerde ve karaciğerde hasara yol açabildiği gibi kan dolaşım sistemini ve sinir dokularını tahrip edebilir
Krom daha çok sulu ortamlarda birikerek çoğalır Dolayısıyla yüksek seviyelerde kroma maruz kalmış balık yemek oldukça tehlikelidir
Yazan:Yrd DoçDr Rifat BATTALOĞLU
Niğde Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü