![]() |
|
|||||||
| Sinir Sistemi Sağlığı Sinir Sistemi, Dokunma ve Hissetme Duyularıyla İlgili Sağlık Bilgileri |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 5.820
|
Dokunmanın, "gerçek" duyusu olarak kabul edilmesinin iki önemli sebebi vardır, öteki dört duyunun tersine -görme, işitme, tad alma ve koklama- dokunma birden çok enerji türünün uyarısına tepki gösterir: Hem ısı hem de basınç uyarılarından etkilenir. İkincisi, öteki duyuların her biri, vücudumuzun belirli bir organı ile sınırlıdır (göz, kulak, ağız ve burun). Oysa dokunma duyusunun organları, bedenimizin her tarafına yayılmıştır. Bu şekilde de dokunma duyusu bir tek duyu olmaktan çıkar. İlk araştırmacılar dokunma duy usunu, kendi içinde bir takım sınıflandırmalara ayırmaya çalıştılar. Örneğin 19. yüzyıl Alman fizyolojisti Hermann von Helmholtz, dört ayrı sınıflama yaptı: Dokunma, sıcaklık, soğuk ve acı. Bunların hepsi de, herhangi bir nesneyi derinin herhangi bir bölümüne değdirme yoluyla hissedilebilecek duyulardır.
Bu karmaşık mekanizmayı açıklamak için geliştirilen ilk teoriler, derideki sinir uçlarının mikroskobik incelemelerine dayandırıldı. Bu sinir uçları değişik türlerdeydi, görünüşleri birbirinden farklıydı ve her birinin belirli bir uyarıya karşı duyarlı olduğu sanılıyordu. Teorilerden birine göre, beş ayrı türdeki sinir uçları, değişik beş ayrı uyarıya karşı duyarlıydı. Bunlar, şu şekilde sınıflandırıldı: Ağrı: Serbest sinir uçları, basınç: Pacinian hücreleri, soğuk: Krausse uçları, sıcaklık: Ruffini uçları, temas: Merckels diskleri ve Meissner hücreleri. Basmç,deriye bastırılan bir .cismin "ağırlığı" ya da deri üzerindeki sertliği olarak tanımlanıyordu. Temastan kastedilen de nesnenin hissedilebilen şekli ve büyüklüğüydü. Ne var ki, dokunma duyusunu açıklamaya yönelik bu klasik yaklaşım, bazı güçlüklerle karşı karşıyadır. Yapılan araştırmalar, derideki bu duyu organlarından bazılarının birden çok uyarıya cevap verdiği gözlemlendi. Ayrıca anlaşıldı ki, eski araştırmacıların tanımladığı sinir uçları aslında o denli bağımsız değildir ve sınıflandırılan duyular, sinir uçları tarafından algılanabilecek çok geniş bir duyu yelpazesinin yalnızca birkaç örneğidir. Her sinir ucunun çevresinde, o siniri harekete geçirmeye yarayan uyarıya açık bir deri bölge vardır. Bu alıcı bölgeler yanyana olduğundan, deri yüzeyinin belirli bir kesimine basınç uygulandığında, bir çok sinir aynı anda uyarılmış olur. Herhangi bir sinir ucu, alıcı bölgesine uygulanacak basınç ve ısı değişiklikleriyle de harekete geçirilebilir. Araştırmalar göstermiştir ki, sinir telleri sürekli olarak değişken uyarılara cevap verirler. Fakat bunlardan yalnızca ısıya ve basınca ilişkin uyarılar fark edilebilecek kadar güçlüdür. Bunun nedeni de, bu iki uyarının sinirlere daha büyük oranda etki yapması ve bunun sonucu olarak, merkezi sinir sistemine daha büyük bir hızla üetilmesidir. Beyne gönderilen ve uya rıların niteliğini açıklayan mesajların hızı daha fazladır. Duyarlılık açısından vücuttaki alıcı bölgeler, derinin farklı kesimlerinde sinir uçlarının yoğunluğuna bağımlı olarak değişiklik gösterir. Derinin alıcı bölgelerindeki bu farklılıklar, çok garip olmakla birlikte, zaman içinde değişiklikler gösterirler. Derinin belirli bir bölümündeki alıcı bölgeler saptandığında ve bir süre sonra yeniden incelendiğinde söz konusu bölgelerin bir kısmının kaybolduğu görülecektir. Bu esrarengiz işlemin neden ve nasıl gerçekleştiği bilinmemekle birlikte, belirli bir sinirin çevresindeki derinin sürekli değişim gösterdiği açıktır |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gizli Ve Gerçek Şeker | Sagliksal | Şeker Hastalığı | 0 | 04-12-2008 11:56 PM |