Koku ve Tad Duyuları Arasındaki İlişki
Koku ve tad duyuları arasındaki ilişki, çok şiddetli soğuklarda burnun tıkanması üzerine çok çarpıcı bir biçimde kendisini gösterir. Böyle durumlarda, besinin saldığı kokular, burnun kokuya duyarlı bölgelerine erişemediğinden o besinin tadı büyük ölçüde kaybolur, insan yediğinden yeterli tadı alamaz. Aynı şekilde, eğer gözünüz bağlı, burnunuz da tıkalıysa çiğnemediğiniz takdirde dilinizin üzerindeki bir elmanın, patatesin ya da soğanın tadını alamaz, hangisinin hangisi olduğunu söyleyemezsiniz. Besin çiğnendiği takdirde, kokusunun bir bölümü, ağız tavanındaki boşluktan burnun üst kısmındaki koku bölgesine ulaşacağından, ağızdaki besinin ne olduğunu anlamak kolaylaşacaktır. Dil üzerinde her üçü de hafif tatlı bir izlenim bırakır.
Besinlerin karışımıyla yapılacak küçük bir deney, bu besinin tanımlanmasında kaç çeşit verinin gerekli oldugunu ortaya koyan üç yada dört tür besini birbirine karıştırın. Sonra bir yakınınızın gözünü bağladıktan sonra ağzına bu karışımdan bir kaşık vererek, içindeki besinleri saymasını isteyin. Karışımı ağzında iyice çiğneyip, dili üzerinde iyice gezdirmeden ve ağız boşluğu içinde kokusunu algılamadan karışımın içindekileri sayamayacaktır. Besin karışımları, bir besinin tadının bir başka besinin tadı üzerinde yaptığı etkiyi de akla getirir, örneğin, tatlı bir besinin hemen ardından yenen bir başka tatlı besinin yeterince tad vermediği bilinir. Tad dokuları ilk yenen tatlı besinden sonra belirli bir doyuma ulaşır ve tekrar işlev görebilmeleri için aradan belli bir sürenin geçmesi gerekir.
Kokulu olabilmesi için, bir nesnenin yapıldığı madde ile aynı kimyasal yapıya sahip tanecikler salgılaması gerekir. Bir başka deyişle nesne buharlaşma niteliğine sahip olmalıdır. Bir ocak üzerinde kaynamakta olan tavuk çorbası, buzdolabındaki pişmemiş bir tavuktan daha çok "tavuk" kokar. Bunun nedeni, kaynamakta olan çorbadan daha çok "tavuk" taneciklerinin ortama yayılmasıdır. Aynı nedenle, ocağın çevresindeki koku, odanın daha uzak noktalarına oranla daha ' ağırdır.
Bir nesnenin kokusunun burundaki koku alma bölgesine ulaşabilmesi için koku taneciklerinin havada asılı kalması gerekir. Tıpkı tad alma duyusunda olduğu gibi, kokulu cisimlerin de alıcı noktalara ulaşmadan önce eriyebilir özellikte olmaları şarttır. Koku alabilir zarın üzerinde gezerken kokulu taneciklerin bir kısmı sümük tabakasının üzerinde erir ve sümüksü zarın kokuya duyarlı yüzeyince algılanabilecek hale gelir.
Nemlilik de kokuyu genellikle güçlendirir. Tanım olarak, bir nesnenin kokabilmesi için suda eriyebilir nitelikte olması lazımdır. Cismin yüzeyindeki su buharlaşırken kokulu taneciklerin bir bölümünü de kendisiyle birlikte kaldırır. Islak bir köpek, kuru bir. köpeğe oranla daha çok kokar. Yağmurdan sonra toprağın daha bir "topraksı" kokmasının nedeni de budur.
|