Kan Dolaşımının Kontrolü
Kan Dolaşımının Kontrolü Bir sıvının, herhangi bir kanal içindeki akış hızı, kanalın çapı ve sıvının itici gücüyle bağıntılıdır. Kanın dolaşım sistemindeki akış hızı da, arteriyollerin çaplarının daralmasıyla ve kalbin atış hızının düzenlenmesiyle denetlenir. Arteriyollerin duvarlarındaki kaslar, sinir uçlarından salgılanan noradrenalinin etkisiyle damarın daralmasına yol açarlar. Aynı şekilde, kalp sinirlerinin uçlarından salgılanan noradrenalin de kalbin atışını hızlandırır. Böylece, dolaşım hızının ana sorumlusunun sinir sistemi olduğu anlaşılıyor.
Beynimiz, oksijen yetersizliğine karşı en duyarlı organ olduğuna ve son derece önemli yaşamsal işlevleri bulunduğuna göre, beyne yapılacak kan ikmalinin ne pahasına olursa olsun sürdürülmesi gerekir. Bu nedenle, vücudumuz, "otoregülasyon" denilen bir sistem geliştirmiştir. Bu sistem sayesinde, bir kanama sonunda, öteki tüm organlara kan ulaşımı dursa bile, birçok sinir, beyne kan iletilmesi için harekete geçer.
Daha genel bir düzeyde, otonom sinir sistemi, değişik organlara gidecek kan miktarını ayarlamak üzere, beyinden ve omurilikten sürekli mesajlar al¬maktadır, örneğin, hızla ayağa kalktığımız zaman, bu sistem anında ha-harekete geçerek, vücudun alt kısımlarındaki kanı tutan yerçekimini etkisiz hale getirmek için karşı önlemleri alır. Kimi zaman, bu sistem, harekete geçmekte gecikebilir. Böyle durumlarda örneğin sıcak bir banyodan sonra ayağa kalktığımızda bir başdönmesi ve bayılma hissi duyabiliriz.
Bir başka mekanizma da, böbreklere kan ulaşımını sağlar. Eğer kan akımı yavaşlarsa, böbrek, renin denilen bir madde salgılar. Bu madde, kanda angiotensin adı verilen bir başka maddenin oluşumuna yol açar.
Angiotensin, damar kaslarını doğrudan etkiler. Aynı anda böbreküstü bezlerinin aldosteron adlı bir maddesini salgılar. Aldosteron da kan hacmini artırır. Böylece böbreğe giren kanın miktarı artmış olur.
Böbreküstü bezinin salgıladığı bir başka madde olan adrenalin, korku duyusuna karşı tepki olarak salgılanır. Adrenalin bazı bölgelerde kan basıncının çok artmasına yol açar ve böylece vücut kaçmaya ya da kavga etmeye hazır hale gelir. Kalbin delice atması ve soğuk bir ter dökülmesi, korku duygusunun klasik göstergeleridir.
|