![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 5.820
|
Kan Nakli Daha önce birkaç deneme yapıldığı bilinmekle birlikte, ilk başarılı sonuç, 1665 yılında Oxford'da, Dr. Richard Lower tarafından bir köpekten bir başka köpeğe yapılan kan naklinde alınmıştır. Hayvandan insana ilk kan nakli ise 1667 yılında, Paris'te 15 yaşında bir çocuğa yapıldı. Bu deney sürdürüldü ve başka insanlara da hayvanlardan kan nakledildi. Ancak sayısız ölümlere neden olunca 1678 yılında Papa tarafından yasaklandı. 1818 yılında, Londra'da Dr. James Blundell, insandan insana kan nakli yapılmasına yarayan bir aygıt geliştirdi ve yalnızca insan kanı kullanmaya söz verdi. Denemelere yeniden başlandı. Ancak, kan grupları hakkında hiçbir şey bilinmediği için, uyumsuz kan nakilleri sonunda, çok sayıda insan yaşamını yitirdi.
Birinci Dünya Savaşı, kan nakline olan ilgiyi yeniden gündeme getirdi. O zaman yapılan deneylerde, verici hastanın yanma yatırıldı ve kan doğrudan doğruya verildi. Bugünkü soğutma teknikleri kanın depolanmasına olanak sağladığından, pek çok ülkede kan bankaları kuruldu. Hemen her hastane ya da bölgenin kendi kan bankası sayesinde kan nakilleri doğrudan insandan insana değil, şişeden damara gerçekleşiyor. Ancak, kan bankalarının normal sıcaklığı olan 4°C'ye kadar soğutulabilmesine rağ¬men, kanı sonsuza dek korumak ve saklamak olanaksız. 21 gün sonra, bankalardaki kan da kullanılamaz duruma geliyor. Neyse ki, raftaki ömrünü dolduran kan, tamamen işe yaramaz duruma gelmiyor. Yüksek hızlı santrifüjlerde işlemden geçirilen kan bileşiklerine ayrılıyor ve ağır bileşikler kabın altına çökertiliyor. Geriye kalan plazma kan kaybı nedeniyle vücuttaki hacmi çok tehlikeli düzeylere inmiş hastaların kan hacmiyle ilgili sıkıntılarını gidermekte kullanılıyor. Plazmanın avantajı, soğutulmadan bile aylarca kullanılabilir halde kalmasıdır. Trombositler de kandan ayrıştırılıp saklanabilir ve pıhtılaşma sorunu olan hastalara verilebilir. Plazmanın daha yüksek hızda işlemden geçirilmesi sonucu, antihemofilik globülin, Rh bağışık globülin ve gamma globülin gibi bileşikler de ayrıştırılabilir. Antihemofılik globülin, herhangi bir yaralanmada pıhtılaşmayı sağlamak için hemofili hastalarına enjekte edilebilir. Hastalığı ilerlemiş olanlara bu enjeksiyon koruyucu bir önlem olarak belirli aralıklarla yapılabilir. İçinde hastalıklara karşı savaşan antikorlar bulunan gamma globülin, çocuk felci, bulaşıcı sarılık ve kabakulak gibi hastalıklarla savaşımda kullanılabilir. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|