Yetişkin bir insan, çoğunu ömrünün ilk birkaç yılında kazandığı çok geliştirilmiş pek çok hareket yapabilir, özel beceri diyebileceğimiz bu hareketlerin sayısı gerçekten şaşırtıcı boyutlara ulaşır. Ancak bu hareketler, kendilerini oluşturan her aşamanın yapılabilmesi için duyulardan gelecek çok geniş bir bilgi kaynağına gerek duyarlar. Uyarının alınmasından sonra, fazla bilgiye gerek duymadan kendiliğinden yapılan basit refleks hareketlerinin tersine, karmaşık hareketler, sürekli denetim ve bilgi aktarımı isterler.
Konuşma eylemindeki bilgi akımına baktığımızda, bilgi beslenmesinin herhangi bir hareket için ne denli önemli olduğunu görürüz. Konuşurken ağzımızdan çıkan her sözcük, kulaklarımız tarafından izlenir. Eğer bir konuşmacının söylediklerini duyması engellenir ve kısa bir aradan sonra konuşmasını sürdürmesi istenirse, ağzından çıkan sözler, son derece tutarsız, gelişigüzel ve değişik frekanslarda olacaktır. Aynı şekilde, adını yazan birinden önündeki kâğıda değil de kendisinin televizyondaki görüntüsüne bakması istenirse kameranın açısı ile kendi gözünün açısı ters düşmediği sürece, işini başarı ile sürdürecektir. Ama eğer kameranın konumu değiştirilir, kendisini televizyon ekranında normal açıdan görme imkânını kaybederse, yazması zorlaşacak, ortaya kargacık burgacık bir şey çıkacaktır.
Serebellumun, geliştirilmiş hareketler üretiminde önemli bir etkisi olduğu anlaşılıyor. Proprioseptif bilgi serebelluma gelir ve hareketin serebral korteksten alınan "zihinsel bir modeli" ile kıyaslanır. Sonra, kas hareketleri, bu zihinsel örneğe uyacak biçimde ayarlanır. Eğer geliştirilmiş hareketler çok karmaşıksa, (örneğin piyano çalmak gibi) hareket tarafından istenen farklılıkları karşılayabilmek için, serebral korteksin oluşturduğu modelin bir çok ani değişiklik göstermesi gerekir. Modeller ve onları değiştirme yeteneği öğrenilmelidir. İşte bu öğrenme işlemi, iyi bir piyanist olabilmek için saatlerce süren provalar yapmak zorunluluğunu ortaya çıkarır