![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 5.820
|
Lökosit de denen alyuvarlar vücudun hastalıklara karşı savunma askereridir. Kırmızı hücrelerden biraz daha büyük küre şeklindeki akyuvarlar iki ana gruba ayrılırlar: Birinci gruptakiler kemik iliğinde yapılır. Hücreleri içinde dağılmış çok sayıda "granül" bulunduğundan granülosit adını alırlar. Lenpositler ise lenfatik sistemde ve dalakta yapılırlar. Granülositlerin sayısı, lenfasitlerin sayısının yaklaşık üç katıdır.
Granülositler, vücuda giren mikroplan yutarak sindirirler. Çok büyük bir hızla harekete geçme yeteneğine sahiptirler. Yaranın ya da enfeksiyonun bulunduğu bölgede hızla toplanarak vücuda girmeye çalışan yabana istilacılara karşı koyarlar. Lenfositler daha yavaş hareket ederler. Onların görevi de antikor üretmektir. Kanın dışında, dokularda yaşayan lenfosit sayısı, kanın içindekine oranla çok fazladır. Aslında akyuvarlar, kanı bir taşıma aracı olarak kullanırlar ve alyuvarların tersine kan damarlarından çevredeki dokulara geçebilirler. Vücuda bir dış müdahale söz konusu olduğunda akyuvarların sayısında büyük bir artış görülür. Bakteriyel bir enfeksiyon sonucu, insan vücudundaki akyuvar sayısı, üçdört katına çıkar. Bu nedenle, hastalıkların tanılan-masında (teşhisinde), hücrelerin sayısını öğrenmek için yapılacak bir kan sayımının büyük yararı görülür, örneğin şiddetli bir karın ağrısıyla doktora başvuran hastanın kan sayımı yapıldığında akyuvarların sayısının çok fazla olduğu görülüyorsa, o zaman ağrının nedeni hazımsızlık değil, apandis iltihabı, yani apandisit olabilir. Kan sayımlarında hemoglobin miktarları da ölçülür. Son zamanlarda bir hayli gelişen son derece güçlü mikroskopların yardımıyla, hücrelerin biçimlerindeki bozulmalar da gözlemlenebilir. Kimi zaman, akyuvarlar hiç gereği yokken büyük bir hızla çoğalmaya başlarlar. Kanseri andıran bu hastalığa lösemi adı verilir. Granülositlerin süreğen aşırı üremeleri de kronik lösemi denilen duruma yol açar. Çeşitli zehirlere ve radyasyona karşı çok duyarlı olan kemik iliği, bu etkenlerle karşıkarşıya geldiğinde hem al, hem de akyuvarların üretimi, büyük ölçüde durur. Çok ender görülen, ama çok tehlikeli bir durum olan bu hastalığa da aplastik anemi adı verilir. İltihaplanma sonucunda, ölü akyuvarlarla, onların yuttukları yabancı mikroorganizmaların karışımlarından oluşur. Akyuvarlar, kimi zaman da vücuda giren, örneğin bir tahta kıymık gibi, cansız cisimlere karşı da saldırıya geçerler. Bir görevleri de, yaralar iyileştikten sonra ölü dokuları ve pıhtılaşmış kanı oradan uzaklaştırmaktır. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|